Çağımızın sorunu: Zayıflama baskısı

Herkese merhaba benim güzel dostlarım! Bugün sizlere çok farklı bir konuda yazıyorum. Uzun zamandır aklıma olan son günlerde  yazma ihtiyacımın giderek arttığı bir konu yani Zayıflama baskısı. Amerika’ da da aynı sorun Body shaming olarak geçiyor. Toplumun belirlediği “batılı güzellik anlayışına” uyamayan insanları aşağılama olarak geçen, son zamanların en acımasız sorunu kendisi.

Batılı güzellik anlayışı bize zorla dayatılmakta. Her daim özellikle kadınların zayıf olması beklenilir oldu. Zayıflık güzelliktir anlayışı zorla kafamıza sokulmaya çalışıyor. Özellikle zayıflama ilaçları, diyetisyenler, güzellik merkezleri bu yolla iyi para kazanıyorlar.

Zayıflama baskısı çocukluktan aşılanıyor!

Çocukluktan bilincimize zayıf olma isteğini aşılıyorlar. Kusursuz vücutları ile barbie bebeklerle çocukluktan aşıladıkları zayıflık algısını , fotoşoplu ,makyajlı kusursuz vucütlarıyla mankenler kullanarak günümüzde de devam ettiriyorlar.

Şimdi sen kilolu musun neden bunları yazıyorsun sanane diyenler çıkacaktır eminim. Ben de eskiden kilo problemi yaşadım. Tamam belki çok fazla bir kilo problemim yoktu ya da boyum uzun olduğu için çok çok göze batmıyordu diyelim ama çoğu kişinin sorunu haline geldiği de bir gerçekti.

Sizinle açık konuşayım, ben yemek yemeyi çok severim. Yani zevk için yerim, doymak için değil. İştahına oldukça düşkün biriyim. Çocukken gayet zayıftım bir ara kilo alıp veriyordum. Nasılsa veriyorum diye liseden sonra kendimi salmaya başladım ve üniversiteye biraz topluca başladım. Öğrenci hayatı da malum ye iç yat. Gece yarısı söylenen çiğ köfteler, sınav haftası stresi de sabah akşam abur cuburlar.. İlk senemde 4-5 kilo aldım.Tabi başta ailem olmak üzere birçok kişiden tepkiler gelmeye başladı. Yok yaşımdan çok büyük gösteriyormuşum genç kız değil koca kadın gibi duruyormuşum, yok yüzüm arı sokmuş gibiymiş, kollarım erkek gibi olmuş, popom kocamanmış ben yürürken bir o yana bir bu yana gidiyormuş.. Allah sizi inandırsın bu sözlerin çoğu ailemdeki kişilerden!

Gören duyan bilmeyen de beni obezite sanar. Öyle aşırı abartılacak bir kilom yoktu aslında ama herkes zayıflamam kanısındaydı. Ben de hiç kimseyi takmıyor yiyor da yiyordum.Kışın herşey güzel, kazaklar, pantolonlar en büyük dostumuz. Yaz gelip de hain şortlar çıkınca kabak gibi kilolarım insanların yüzüne vurmaya başlıyordu. Zamanla sürekli gelen zayıfla baskısı ile ben de kendimi beğenmemeye başladım. Bir kere deneme kabininde üzerime olmayan bir etek için hüngür hüngür ağladığımı biliyorum. Ağladığım tabiki etek değildi. İçine düştüğüm bu zayıflama baskısıydı.

Bir gün hiç unutmam sınıftan doğru düzgün muhabbettim olmayan bir çocuk “Selin bir zayıfla artık ya!” dedi ve bunu yedi sekiz kişinin yanında söyledi. O kadar bozuldum ki.. Yalandan güldüm geçtim ama o an size hissettiğim acıyı anlatamam.. Keşke 5 yıl öncesine gitsem ve o zamanki Selin’e boşa üzüldüğünü söylesem.

Sözün özü üniversite 3.sınıfta erasmusla Litvanya’ya gittim ve yaşadığım bazı olaylar ve biraz da kendi çabalarımla tam 6 kilo verip döndüm. Kilo vermemin sevinciyle daha da daha da kilo vermek istedim ve ne kadar saçma sapan şok diyetler varsa hepsini yaptım. Tabiki bir işe yaramadılar. Daha sonra ekmeği kestim gece yemeyi kestim biraz yürüyüş derken 4 kilo daha verdim. Böylece 1 yıl içinde tam 10 kilo verdim ve 38 bedene düştüm.

Tabi kilo verince insanlar sustu mu? Hayır tabiki. Bu sefer de ay çok zayıflamışsın. Daha çok kilo verme, böyle çok iyisinciler başladı. Anladım ki ne yapsak da insanlara yaranamıyoruz. Kilolu olsan dert zayıflasan dert.

 

“5 kilo versen çok güzel olacaksın”:

Bir de şey var, ya aslında güzel kızsın da bi beş kilo versen çok iyi olacaksın. Eminim herkes bir kere bu lafı duymuştur. O beş kiloyu verince Adriana Lima oluyoruz, savaşlar sona eriyor, küresel ısınma ortadan kalkıyor, dünya harika bir yer oluyor.

Anlamadığım şey size ne? Ya nedir bu kilolu insanlarla uğraşınız? Bu özgüven nerden geliyor? Senin o güzel fiziğinin bozulmama garantisi nedir?

Özelikle kadınlar bu baskıdan en büyük nasibini alanlar. Makyaj bloggerı olmak için kilolu değil misin?Dansçı olmak için kilolu değil misin? Kilolu insanlara karşı özel meslekler mi var? Bu nasıl bir algı? Bu nasıl bir zihniyet anlamıyorum. Bunu diyenlerin çoğu da kadın! Kadın kadına destek olmalıyken neden bu savaş?

Zayıflama baskısı son bulsun!

Zayıflama baskısı na bir son verin lütfen! Herkes zayıf olmak zorunda diye bir şey yok. Zayıflık güzelliktir algısını yıkalım artık. İnsanları kalıplara, şekillere sokmayı bırakın! Önemli olan zayıf olmak değil sağlıklı olmak! Bir insanın sağlığı  yerinde olsun evelallah herşeyin üstesinden gelir. 36 beden bile olsan bir gün bir kaza geçirsen sakat kalsan ne olacak? O zaman zayıflığının bir önemi kalacak mı?

Kilolarını takıntı haline getiren arkadaşlara tek sözüm hayatınızı bitiriyorsunuz. Ben de şu an bunları hala yaşıyorum. Üzerimde yıllarca oluşan zayıflama baskısı ndan dolayı kilo verdim ama giden kilolarım değil sadece özgüvenim de beraberinde gitti. Ben kiloluyken daha mutluydum. Şimdi yediğim bir parça çikolatanın vicdan azabını çekiyorum. Her gün deli gibi tartılıyorum. Bir kilo alsam sinirim bozuluyor. Hele biri kilo mu aldın dese o kişi köprüden düşsün köpekbalıklarına yem olsun istiyorum.  Peki güzel güzel anlatıyorsun sen neden böylesin derseniz emin olun ben de bunları aşmaya çalışıyorum Gelin beraber aşalım diye bu satırları yazıyorum zaten çünkü yeme bozuklukları, şok diyetler, zayıflama hapları hep bu baskının bir sonucu!

Dediklerimden şunu da anlamayın kilolu olmak harika, can boğazdan gelir yeyin gitsin demiyorum. Sadece siz zayıflamak istiyorsanız gerçekten buna ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız kilo vermeye çalışın ve bunu lütfen sağlıklı yollarla yapın. Zayıflama baskısı na boyun eğmeyin. Benim sağlıklı yollarla nasıl kilo verdiğimi merak ediyorsanız tıklayabilirsiniz. Tekrar söylüyorum siz istiyorsanız kilo vermeye çalışın başkaları için değil!

İKimse kimseyi kilosu yüzünden aşağılayamaz! Aşağıladığınız kişinin belki sağlık sorunları var nerden biliyorsun? Belki istiyor ama kilo veremiyor. Bir gün sen de kilo problemi yaşayabilirsin hayatta hiçbirşeyin garantisi yok bunu lütfen unutmayın  ve son bir şey bu hayatta sağlıktan daha önemli hiçbir şey yok!

Umarım yazımı sıkılmadan okursunuz. Son zamanlarda şahit olduğum olaylar beni bu yazıyı yazmaya yöneltti. Bir kadın olarak özellikle kendi düşüncelerimi belirtmek ve birzat kendim yaşadığım Zayıflama baskısı konusunda sessiz kalmak istemedim.

Herkesin herkesi olduğu gibi kabul ettiği, şekillere kalıplara sokmaya çalışmadığı güzel bir hayatınız olması dileği ile bir sonraki yazıda görüşmek üzere..

Bir Cevap Yazın