Kitap İncelemesi: Elif Şafak – Araf

Elif Şafak Araf

Herkesin bir ilk kitabı vardır. İlk okuduğu, ilk etkilendiği değil, kendinden birşeyler bulduğu da değil, direkt kendini bulduğu.. Elif Şafak Araf da benim ilkim oldu, okudukça okuyasım geldi, bitmesin hemen diye frenledim kendimi. İstedim ki tadını çıkara çıkara sindire sindire okuyayım. Notlar aldım içinden beğendiğim sözleri, Ömer’in şarkılarını dinledim usulca ve saçıma bir gümüş kaşık kondurdum sevgili Gail’in anısına. Beni bunca etkileyen kitabı da sizlerle paylaşmak istedim güzelliklerim.

“Yazıda bir kargayla bir leyleğin beraber uçtuğunu, beraber yemlediğini gördüm. Şaşırdım – kaldım; derken aralarındaki birlik nedir, onu bulayım diye hâllerine dikkat ettim.
Şaşkın bir halde yaklaştım. Baktım, gördüm ki ikisi de topaldı.” (Mevlana-Mesnevi)

Elif Şafak, beni her kitabıyla öyle derinden etkiliyor ki.. Seçtiği karakterlere öyle bağlanmış buluyorum ki kendimi, sanki tanıyorum onları, sanki uzaktan bir yerden izliyorum.. Kitap bittiğinde de büyük bir boşluk kalıyor elimde terkedilmişlik hissi ile..

Daha sonra uzun bir süre okuduğum hiçbir kitabı sevmiyorum, haksızlık ediyorum onlara biliyorum ama unutulmayan eski sevgili misali, ister istemez kıyaslıyorum içimde.

“Kim gerçek yabancı – bir ülkede yaşayıp başka bir yere ait olduğunu bilen mi, yoksa kendi ülkesinde yabancı hayatı sürüp, ait olacak başka bir yeri de olmayan mı?”

Kitap Amerika’da farklı ülkelerden, farklı kültürlerden, farklı dinlerden olan insanların bir aradaki hikayesini anlatıyor. Karakterler her zamanki gibi özenle seçilmiş, incelikle harmanlanmış ve farklı kültürler arası bir sentez yaratılmış.

Araf ‘taki Karakterlere gelecek olursak;

 Ömer Özsipahioğlu:

Türkiye’den Amerika’ya doktora yapmak için gelmiştir. Biri İspanyol biri Fas lı iki arkadaşın yanına taşınır ve kısa sürede dostlukları pekişir. Ömer Müslüman olmasına rağmen dininin gereklerini yapmaktan kaçınan, domuz eti yiyen, içki içen, sürekli kız arkadaş değiştiren biridir. Son zamanlarda aklını ismindeki noktalara takmıştır. Noktalarını kaybettiğini düşünmektedir. Ömer, Amerika’da Omar olmuştur. Ömer’in aslında taktığı noktalar değil, benliğini, kişiliğini kaybetme korkusu, başka bir ülkenin onu bambaşka bir kılığa, başka bir kişiliğe sokmasıyla ilgili. Kitabın ismi de burdan geliyor. Ömer kendini arafta kalmış  hissediyor, Ömer ile Omar arasında sıkışmış, kendi kişiliğini kaybetmekten, başkalaşmaktan korkuyor.

Abed:

Ömer’in ev arkadaşlarından, Faslı, sarımsak delisi, Ömer’e kıyasla Müslümanlığın şartlarına uyuyor.(Domuz eti yemiyor, kadınlarla ilişkilerden kaçınıyor, içki içmiyor) Sevdiği kadın Safiye’nin onu beklemeyeceğini bildiği halde hiç bir şey yapmıyor. Ömer’in sevgililerinin diş fırçalarına takıntılı. Ömer’in kız arkadaşları sürekli değişiyor ama diş fırçaları hep kalıyor. Ömer’e arada Müslümanlığı ile ilgili eleştirilerde bulunuyor. İyi kalpli, kendi halinde biyokimya öğrencisi.

Piyu:

Ömer’in İspanyol ev arkadaşı. Diş hekimliği okumasına rağmen, bıçaklardan ve sivri aletlerden çok korkuyor. Kız arkadaşı Alegre ile uzun bir süredir beraberler.

Alegre:

Meksikalı, teyzeleriyle yaşayan, öfkesini garip yolla gösteren, harika yemekler yapan bir kız. Piyu’nun sevgilisi. Blumia hastası olduğu için her yediğini çıkarıyor sürekli zayıflıyor ve bu hastalığını Piyu dahil herkesten saklıyor.

Gail:

Yahudi-Amerikalı. Gerçek ismi hamile bir Asur Babil Tanrıçası anlamına gelen Zarpandit. Şüphesiz romanın en dikkat çeken kişisi. Üniversite yıllarında şişman, asosyal, içine kapanık, sadece çikolata ve muz yiyen biriyken Debra Ellen Thompson ile tanışıyor ve arkadaşlarının ısrarı üzerine gördüğü psikolojik tedavilerden ve en önemlisi yaptığı güzin ablalık işinden sonra tamamen farklı bir kişi haline geliyor. İnsanların tek bir ismi olmasını ve hayat bu isimle yaşamasını doğru bulmuyor ve kaşığını daldırdığı alfebe çorbasına gelen harflerden kendisine Gail ismini uyduruyor. Tek bir isme bağlı kalmasına gerek olmadığını istediği zaman ismini değiştirebileceğini anımsamak için de gümüş bir kaşık geçiriyor kabarık siyah saçlarına. Bu bir metafor aslında. Muzun içindeki harflerden, önüne düşen yapraktan, bankta unutulmuş eldivene kadar her şeyi bir işaret olarak algılıyor. Defalarca intahara kalkışıyor, sürekli hüzünlü ve melankolik takılıyor. Gail ismiyle hayatına devam ediyor ve yedi sene sonra Ömer onunla bu isimle evleniyor.

Debra Ellen Thompson:

Kendisine daima tüm ismiyle hitap edilmesini istiyor. Gail’in üniversiteden arkadaşı ve birlikte çikolatacı dükkanı işletiyorlar. Lezbiyen ve zamanında baskın karakter iken, sonradan Gail’e muhtaç kalan, güçsüz taraf o oluyor.

Olaylar, ülkesini bırakıp Amerika’ya doktora yapmaya gelmiş Ömer Özsipahioğlu’nun eski ev arkadaşı Abed’le Gülen Saksağan isimli barda, dertleşmesiyle başlıyor. Ömer Gail ile evlidir ve ilişkileri iyi gitmiyordur. Bu konuda Abed’e yakınmaktadır ve tekrar içmeye başlamıştır.

Daha sonra Karga bölümüyle Gail’i tanımaya başlıyoruz. Üniversite yıllarını, Zarpanditten nasıl Gail’ e dönüştüğünü, Debra Ellen Thompson ile nasıl tanıştığını, sadece muz ve çikolatayla beslendiği zamanları, asosyal biriyken nasıl bambaşka birine dönüştüğünü görüyoruz.

Daha sonra da Alegre sayesinde Ömer’lerin Gail’lerle tanışmasını ve evlenmelerine kadar giden olaylara tanık oluyoruz. Gail aslında Ömer’e aşık değil ama aşka en yakın duygu olarak ifade ediyor.Arkadaşlarının hiçbiri bu birlikteliği istemiyor ama Ömer onları dinlemiyor.

Genel Olarak:

Ömer’in zamanla arası hiçbir zaman iyi olmamış. Zamanı farklı şeylerde ölçüyor. Mesela dinlediği şarkılarla.

(“ Önemsiz bir gecikme sayılmazdı, şarkının uzunluğuna bakılırsa onbir dakika otuzüç saniye..”)

Ömer’in dinlediği o kadar çok şarkı var ki.. Hepsini yazsam yüzlerce olur belki.. Seçip not aldıklarım yine de bazılarını.. Elif Şafak Araf ta gerçekten sizi başka dünyalara taşıyor.

Kitapta, her Elif Şafak kitabında olduğu gibi yine sevmediğim şeyler yok değil. Ömer’in Türk olarak Müslümanlığın gerektirdiği kurallara uymaması, daha doğrusu Müslüman bir ülkeden gelip de gerçek bir Müslüman olmaması(domuz eti yeme, içki içme gibi), buna rağmen Fas’lı Abed’in körü körüne bağlı bir Müslüman olması kafa karıştırıcı ve bence hoş değil.

Elif Şafak Araf Kitap Yorumu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kitabın kapağı oldukça hoş. Gümüş kaşık ve çikolatanın Gail’i simgelediğini düşünüyorum.

Kitapta öyle güzel sözler vardı ki sevdiklerimi not ettim:

“Ebedi biraz battal boy bir kelime. Beni yarın da seveceğinden nasıl emin olabilirsin?”(Sf.336)

“Bir erkek seni mahvetmeye yemin ettiyse merak etme, gece vur kafayı uyu, ama bir kadın seni mahvetmeye yemin etmişse sakın gözünü kırpma!” (sf.313)

“Daima ileri doğru yaşanacak, ancak geriye bakınca anlaşılacaktı” (Ömer ve Gail için)

“ İsimlerin yabancı memleketlere ayak uydurma sürecinde muhakkak bir şeyler eksilir; bazen bir nokta, bazen bir harf ya da vurgu. ”

“Belki aşk sevgiliyi kazanmayı değil, onda kendini kaybetmeyi gerektirir.”

“Sevgililerimizi elimizden kaçırmaktan ölesiye korktuğumuz için onlardan gelecek değişime inatla direniriz, oysa belki de aşkla beraber gelen değişim tek kurtarıcımız olacak hayatta.”

“El-farah seb’ate eyyâm vel huzn tûlül ömr’…”

(Sevinç yedi gün sürer, hüzün bir ömür boyu..”)

“Kayıp gözün yeri boş kalır.”(Abed’in babası öldükten sonra annesi söylüyor.)

“Zira blumialı, sıfırın bitimsiz özgürlüğünün hikmetine varan kişidir, hem rakamlar arasında hiç de sıradan bir rakam değildir sıfır. ”

Ömer’in dinlediği bazı şarkılar:

Sex Pistols- Something Else

David Bowie-I’m deranged

Lagwagon- Coffee and Cigarettes

Queensryche-Suite sister Mary

Eliv Costello- home is anywhere you hang your head

Iggy Pop & The Stooges – Gimme Danger

Genel olarak gurbette yaşayan, gurbet özlemi çeken, kendi kültürlerinden kopmamaya çalışırken, başka birine dönüşen kişiler üzerine yazılmış kitap Araf . Başta Gail olmak üzere tüm karakterleri öyle sevdim öyle bağlandım ki.. Bitirdiğimde elimde boşluk kaldı sanki. Bunun üzerine ne okusam şu an aynı keyfi vermeyecek biliyorum. Elif Şafak’ın çoğu kitabını okudum ama en çok etkilendiğim şüphesiz Araf oldu. Okumayan varsa şiddetle tavsiye edilir. Elimden geldiğince size romanı benim gözümle anlatmak istedim umarım beğenirsiniz. Lütfen yorumlarınızı esirgemeyin.

Diğer kitap incelemelerim için tıklayabilirsiniz 🙂

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere aşkla kalın.

Bir Cevap Yazın